14 Ağustos 2013 Çarşamba

ÜÇÜNCÜ YENİ

Sınıflandırmayı, gruplara ayırmayı, kamplara bölmeyi ve de bu zümreler üzerinden değerlendirme yapmayı oldum olası sevmedim, sevemem. Benim için muhatabım bireydir, bireyin kendisidir. Fakat toplum mühendisleri rahat durur mu? Toplumu özellikle de gençliği önemli bir klasifikasyona (bu kelime kendi buluşlarıdır benim bir günahım yoktur.) tâbi tutmuşlardır.
   Ne tür gruplar mı var? Devrimci gençlik, cemaatçiler, sevgenç, rockçılar, metalciler, hiphopçular, tikiler, ulusalcı gençlik, enteller, vadiseverler, boşverciler,emolar, apaçiler vesaire vesaire… Bir de bu gruplar üzerinden “Bunlar şöyledir, şunlar böyledir" gibi son derece sığ, hedefi çoğu zaman bulmayan değerlendirmeler yaparlar. Bense bu gruplara soktukları gençlerin içinde, kalıplardan taşan farklılık ve kendine özgülükler bulurum. Bir tarafıyla da kendi gibidirler. Bu yüzden biri hakkında yanılgıya düşmemek için, onu dahil ettikleri gruptan çıkarır kendi ölçülerime değerlendiririm. Onun bir insan olduğunu her insanda kendine özgülükler bulunduğunu hiç aklımdan çıkarmam.
   Yine de toplum mühendislerinin eline bir malzeme verilecekse şöyle bir grup daha olsa derim.
  • Öyle bir gençlik grubu olsa; ne var ki onlar, içinde oldukları grubun bilincinde, şuurunda, farkında olmasalar ve grup içinde olmayı önemsemeseler.

  •   Onları besleyen tek bir kaynak, tek bir kitap, tek bir kişi, tek bir düşünce olmasa.

  •   Onlar bin farklı çiçekten bal toplayan arı gibi olsalar ama yine de içlerinde bin birinciyi bulma gayreti hiç tükenmese.

  •   Hiçbir zaman “liderimiz der ki” diye söze başlamasalar.

  •  Hatalarında komik bir taraf bulsalar ve bunu söyleyebilmekten hiç çekinmeseler.

  •   Üzerlerinde I.Yeni’nin matraklığı II.Yeni’nin derinliği olsa ve bize Üçüncü Yeni derler, deseler.

  • Kitap en iyi dosttur” yargısının onları derin bir yalnızlığa sürükleyebileceğini bilseler bu yüzden kitapla dostluk kurma yerine sadece düzeyli bir arkadaşlık ilişkisi yaşanabileceğine inansalar.

  •  Şiirin, onları çok bilmiş ukalalar olmaktan kurtaracak yegane edebi tür olduğuna kanaat getirseler.

  •   Birinci Yeninin lümpenliği İkinci Yeninin aristokratlığı olsa üzerlerinde ve siz kimsiniz dediklerinde “Kim olduğumuz önemli   değil ;ama bize Üçüncü Yeni diyebilirsiniz.” deseler.

  • Bilgisayarların hızlarını ne kadar arttırırlarsa arttırsınlar hayalini kurdukları dünyaya ulaşmanın temel dinamiğinin “sabır” olduğunu hiç unutmasalar. Ve neredeyse unutulmaya yüz tutmuş “sabır” sözcüğü üzerinde derinlikli bir araştırmanın içine girseler.

  •   Fedakarlık, sadakat, itaat gibi sözcüklerin cazibesine kapılmasalar, bu sözcüklere karşı ihtiyatlı davransalar.

  • Toplum için faydalı olanı yapmak yerine kendileri için faydalı olanı yapmanın daha toplumcu bir yaklaşım olduğu üzerinde biraz düşünseler.

  • Birinci Yeni ve İkinci Yeni gibi, eğlenceli ve güzel olmayı her zaman faydalı olmaya tercih etseler ve “yeni”ye olan düşkünlüğümüzden dolayı namımız Üçüncü Yeni diye yürüsün deseler.


  •  Genç düşünce dergilerde kanat çırpar” sırrınca dergiciliğe merak salsalar ve Nazım Hikmet’in Resimli Ay dergisinde genç yaşlarda yazdığı “Putları Yıkıyoruz” yazısına benzer arı kovanına çomak sokarcasına hoyrat bir yazı yazsalar.

  • Sevgililerinden ayrıldıktan sonra eski aşkları hakkında konuşmamak gibi bir erdem gösterseler.

  •  Sinemaya, çok gişe yapan filmler için, ya da gişe yapmayan sanat filmleri için değil de; cevabı sinema sanatının içinde saklı başka bir nedenden dolayı gitseler.

  • Dillerinde Birinci Yeninin argosu İkinci Yeninin imgeleri dolaşsa ve birileri “bu ne iştir” derse; Üçüncü Yeni  jargonu böyledir deseler.

  • Farklılığı saç, sakal, giyim kuşamla değil de düşünceyle yakalamaya çalışsalar.

  • Ipot’larında birkaç tane de türkü bulunsa.

  • On beşinci bölümden sonra, zekayı reytinge kurban ettikleri için dizileri yüzüstü bırakıp gitseler.

  • Kendilerini “Converse” giymek zorunda hissetmeseler.

  • Montaigne’nin “Bana doğru gelen hiçbir şey yoktur ki yanlış gibi de gelmesin” sözünü akıllarından çıkarmasalar. 

  • Yeni bir havanız var bu ilk mi?” dediklerinde ; “Hayır biz Üçüncü Yeniyiz deseler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder