- Kuşlardan en çok yalıçapkınını severim. Hiç görmediğim halde Türkçenin zeka dolu türetmesi olduğu için ve fonetiğindeki armoni için çok severim. Martıyı devekuşunu ve kuzgunu da aynı gerekçelerle severim.
- Ana renklerden hoşlanmam. Ama Türkçenin ne kadar renkli bir dil olduğunu dünyaya ispat edercesine muhteşem gözlem gücünden yararlandığını ve dilimizin şiirsel dil olduğunu kanıtladığından yavruağzı, kavuniçi, vişneçürüğü, camgöbeği, ördekbaşı, devetüyü, katrankarası, fildişi, kahverengi, turkuvaz, samansarısı, sincabi, şarabi limonküfü gibi renkleri daha çok severim.
- Çiçeklerden en çok sevdiğim tek kelimelik bir şiir diye düşündüğüm krizantemdir. Tevfik Fikret’in şiirinde duyup ismine aşık olduğum çiçek. Ex aşkım da kardelendir. Kuşkonmaz, aşk merdiveni, hanımeli, narçiçeği de bir manken kadar ismini güzel bulduğum çiçeklerdir.
- Böceklerden, uğurböceği, ateşböceği, ağustosböceği ismini kendilerine ve kulaklarımıza en yakıştırdıklarımdandır. Karafatmadaki ismin karizmasına da hasta olduğumu belirteyim.
- Kısa boylular için kullanılan “yerdenbitme” sözcüğünü bulan adamın ironisi ve zekası önünde saygıyla eğiliyorum. Bu arada ironi sözcüğü davetsiz misafirlerimizdendir ama o kadar yakışıklı bir sözcük ki kullanmaktan kendimi alamıyorum.
- Yabancı sözcük demişken bir Kaşgarlı Mahmut duruşu sergilediğimizi her önüne gelen yabancı sözcüğü kabul etmeyeceğimizi belirteyim. Ancak demode, favori, melankoli gibi kulaklarda tatlı bir tını bırakanları, fonetiğiyle kendini sevdirenleri kayıracağımızı da belirtmiş olayım.
- Dilin sorunlarından biri de uydurukçacılardır. Geçmişe olan nefretlerinin dışavurumu dilde ortaya çıkar. Bu arkadaşlar ya tutarsa hesabıyla uzam, ussal, izdeksek, biçem, tümce, adıl, sorunsal gibi kulağa böcek kaçmış hissi veren kelimeler uydururlar. Bu kelimelere karşı koruma kalkanımız vardır. Kimse de bunlara itibar etmediği için kendileri çalıp kendileri oynarlar.
- Açıklamak için birkaç cümle kurmanız gereken baldırıçıplak, katakulli sözcüklerine dikkat edin. Ritmi ve alaycılığı hissedin. Bir deha ürünü olmalı.
İçinde “j” harfi geçen isimlere bayılırım. Müjgan, Müjde, Janset, Ajda, Jâle…
“ O mahur beste çalar
Müjgan’la ben ağlaşırız”
Ah Atilla İlhan!... Ah Ahmet Kaya!... Ah Müjgan!...
Bu nasıl bir araya geliştir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder