Güzel kızlar ve güçlü otomobiller… Bunun üzerine biraz düşündüm.
Kısaca şunları düşündüm:
Ve tanrı erkeği yarattı… Ruh giydirmeden yani mekanik aksamı
yeni bitmişken iki temel içgüdü koydu:
Güç(iktidar) ve seks: Doğadaki erkek kavramının iki temel içgüdüsü bu.
Sürekli belgesel izliyorsunuz ya bilirsiniz. Bakın doğal hayatın canlılar dünyasındaki
erkeklere… Yapmaya çalıştıkları tek şey gücünü ispat edip dişileri kapmak. Doğada
erkekle oynanan oyunun kuralları son derece basit: Gücünü ispat et; ödülü
kap.
Bu iyidir veya kötüdür diye bakmıyorum. Kural böyle. Neslin
devamının sebebi de bu; vahşetin de…
Erkeği insan formuna soktuğun zaman iş biraz değişiyor. Din,
ahlak, erdem, kanunlar falan içgüdüyü dizginliyor. Bir taraftan böyle ama insan
denen varlık acayip riskler taşıyor. Kuralları hiç takmayabilir de… O zaman
skalamız genişliyor. Mesela bir aslan bir sürüdeki üç beş dişi için erkek aslanlarla
savaşıp ödülü alınca dinginleşebilir. İşte bu dinginlik insan formundaki erkekte olmuyor. Gelin de o zaman şehvetinin ve
iktidar hırsının önüne geçin bakalım.
Konuyu OTOSHOW’dan açmıştık ya oraya bağlayalım artık.
Dünyaya gelmeyi başarmış her erkek canlıda şu sözünü ettiğimiz iki mekanik
dürtü var mı? Var eyvallah. Peki, OTOSHOW fuarına gelenlerin hepsi iktidar ve şehvet
yönünden istedikleri yere ulaşabilmişler mi? Ne gezer? O halde pazarlamacılar, dünyanın en
fazla satılan en değerli ürününü görücüye çıkarıp dürtüleri tahrik ediyor.
Nedir o ürün? Tabi ki HAYAL… Dünyanın en karlı işini yapıyorlar, hayal
satıyorlar. Düşünün… Bir beygirin 10'da bir gücüne sahip bir erkek bir anda 250
beygire çıktığını hayal ediyor. Yanında da “ateş-i suzan” afeti görüyor. Şehvetiyle
250 beygiri senkronize ediyor. Pazarlamanın bütün parçaları tamamlanıyor. Oraya
gidenlerin kaçı sergideki ürünlere sahip oluyor. Çok çok çok azı.
OTOSHOW’da otomobilden daha çok hayal satılır. Hayal her
zaman satar; yeter ki iyi kurgulansın.