21 Mart 2014 Cuma

TEHLİKELİ OYUNLAR


Eskiden bölünme muhafazakarlarla sol fraksiyonlar arasında olurdu. Bu çizgi belirgindi ve kendine göre biraz sosyolojik biraz ideolojik bir mantığı vardı. Bugün gelinen noktada bu ayrılık başbakan sayesinde muhafazakarlar arasında da baş gösterdi. Hem de ne ayrılık…
Daha düne kadar bir AKP’li, akrabası olan cemaat mensubuna üniversiteye hazırlaması için çocuğunu teslim ediyordu. Daha düne kadar bir cemaat mensubu, yakını bir AKP’liyi Zaman gazetesine abone yapıyordu. Daha düne kadar bir AKP’li, üniversiteyi kazanan çocuğu için cemaat mensubu kuzenini arayarak ondan yurt bulmasını istiyordu. Daha düne kadar altın günlerinde cemaat mensubu bir abla, fakir öğrenciler için AKP’li gün arkadaşlarından burs istiyordu. Daha düne kadar AKP’li bir partici cemaat hocalarını da alarak köylere parti propagandasına gidiyordu. Evet daha düne kadar manzara buydu.

Şimdi o günlerden eser yok. Parçalanma tüm hızıyla sürüyor. Evlere gerçekten ateş düştü, hısım akraba, eş dost, konu komşu birbirine düşman. Soru şu: Zafer kime yarayacak…

Bugüne kadar tek bir şahıs göremedik nedense ama hadi diyelim paralel yapı diye bir şey var. Bunlar kaç kişidir, nerededir, kimlerdir? Bir tek isim söylemez mi insan? Böyle bir yapı varsa bile bunları toplasan 200 kişiyi geçmez. Cemaatin binlerce mensubu onları tanımaz bile. Buna rağmen başbakan binlerce aileyi birbirine düşürdü. Hiçbir şeyden haberi olmayan insanlar meçhul bir düşman yüzünden suçlu ilan ediliyorlar. Bunları vicdani tarafımla söylüyorum. SİZ KARDEŞSİNİZ EVLENEMEZSİNİZ AMA DÜŞMAN DA OLAMAZSINIZ.

Umarım birileri “Dur bakalım, yirmi yıldır tanıdığım yakınım bir gecede nasıl düşman oldu” der. Umarım birileri “İktidarlar gelip geçicidir, ben bu insanlarla ömür geçiriyorum bu neyin nesidir” der. Ya da başbakanın her gün saçtığı tefrika seline kapılıp giderler. Bu kavganın da asla kazananı olmaz. Yıllarca Hz. Ömer’i ve halkının ona nasıl hesap sorduğunu anlatıp dururdunuz. Yoksa sadece hikaye miydi?