14 Ağustos 2013 Çarşamba

MADEN İŞÇİLERİ

Ne zaman  Emile Zola ismini duysam maden işçileri gelir aklıma. Dolayısıyla ölümsüz eseri “Germinal”. İçimden şu düşüncenin geçmesini isterim: “ İlkel, vahşi, haris kapitalizm geçmişte neler yapmış insana.” Fakat bu düşünce geçmez içimden. Çünkü bilirim; gökyüzüne, uzaya çıkma yüzyılında bile insanı yerin dibine geçirme zulmü devam etmektedir. Maden kasabasında büyümüş biri olarak bu acıklı zulmün şahidi olmuşumdur hep. Yüzleri kapkara olmuş o adamlar geçer gözümün önünden. Mezardan çıkar gibi birer ikişer çıkarlar o mel’un gayya kuyusundan. Ve ben hep onları durdurup demek isterim ki: “ Ekmek parası için diri diri mezara atılan adamlar! Yüzünüzün karası suyla sabunla yıkanınca gidecek. Aileniz için yaptığınız fedakarlığın nuru alnınızda parlayacak. Fakat sizi o kuyulara atan adamların yüzlerindeki karayı hiçbir şey silemeyecek.” Bunu demek isterim ama diyemem. Bu cümleler onların hüznünü artırmaktan başka bir işe yaramaz.
            Kendi çocuklarının madenin yakınından bile geçmesine izin vermeyen adamlar, başkasının çocuklarına bu zulmü nasıl reva görürler anlayamam?
           Ciğerlerinin ömrünü yarıya indiren kömür tozunu, karanlığı, sıcağı geçtim bir de grizu denen lanet, kalleş, sinsi bir gazla yaşamak ya da hayatta kalmaya çalışmak zorundalar.
Bu sinsi, bu lanet, bu kalleş gaz ölüme susayınca inenleri bırakmaz   yukarıya. İşte o zaman etrafta timsahtan bol bir şey göremezsin. Klişe laflar, sahte üzüntü rolleri… Bu sahne, zalimlere nefretini daha da artırır. Mizansen birkaç hafta devam eder, sonra “ Germinal” romanı kaldığı yerden devam eder.
            İlkel kabilelerde her yıl tanrılara kurban edilen genç kızlar misali bu gayya kuyuları kurbanlarını çeker alır. Yetkililer- ki bu kelime bende hep bir baş ağrısı, mide bulantısı hissi yaratır.- ortam yatışıncaya kadar sorumlu ararlar. Kızışan yürekler soğur. Trajedi bütün acılığıyla devam eder. İşçiler madene, korku ve endişe yakınlarının yüreğine tekrar iner. Gayya  kuyuları yeni kurbanlarını alıncaya kadar, inenlerin yüzleri, indirenlerin kalpleri kararmaya devam eder.
       Hepsinden acısı bu trajediye şahit olduğun halde onu durduracak güce sahip olmayışındır.
       Hepsinden acısı açık ocaklarda iş makinalarıyla yeterli kömür çıkarılmasına rağmen bazıları daha lüks arabalara binip iyi evlerde otursun diye bu gayya kuyularının vicdansızlara verildiğini bilmendir.                      
       Hepsinden acısı umut beslediğin insanların bu durumu görüp de yaralanmadığına şahit olmandır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder