14 Ağustos 2013 Çarşamba

ALÇAKGÖNÜLLÜ NARSİST YAZILAR

 Dikkatimi çeken bir durum da alçakgönüllü olmak üzerine nasihatlerin bolluğu olmuştur. Bu nasihatler “mütevazi ol” “gurur kibir iyi değildir” gibi yalın cümlelerle kendini gösterdiği gibi; bilge kişilerden tumturaklı cümleler de kulaklarımıza misafir oluyor. Bu bolluğun sebebi ne ola ki? diye düşünüyorum, aklıma birkaç şey geliveriyor. Alçakgönüllü olmak üzerine bolca nutuk atıyoruz çünkü etrafta kasıntı tiplerden bol bir şey yok. Her sektörde, her makamda bu tiplerden sıkça görebilirsiniz. Benim gibi içiniz fesatsa kasıntı tiplerin ruhsal çözümlemelerini hemencecik yapabilir ve “psikososyal analiz” adı vererek sağa sola hava atabilirsiniz. İşte size “psikososyal analiz”e bir örnek:
    Kapitalizm, 80’lerden sonra tepeden indi yani bir altyapı hazırlık falan olmadan, sonra da hızla gelişti. Bunun sonucu olarak şirketler ve sektörler de aldı başını gitti. Şirketler büyüdükçe şirket içi hiyerarşi de arttı. En tepedeki CEO’dan en alttaki müstahdem amirine kadar beş yüz çeşit makam ortaya çıktı. Bu makamların iyi ya da kötü bir masası ve koltuğu vardı. İşte bu masa ve koltuk bizim elemanları azdırmaya yetti. Birkaç elemanın sorumluluğunu aldı ya kasıntısına bakarsan zannedersin ki Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğini üstlenmiş. Nedenine gelince bu arkadaşların çoğu köy ve kasaba çocuğu. Şehirli olmak ya da şehir kültürü üzerine kafa yormamışlar. Şivelerini düzeltip İstanbul Türkçesi konuşmaya başlamışlar ama içlerinden atamadıkları köylülükleri ve kasabalıkları devam ediyor. Çünkü köy ve kasabalarda mal müdürü bile olsan cumhurbaşkanı itibarı görürsün. Onlar da makamı böyle bir şey zannediyor. Alın size psikososyal bir analiz. Fakat benim anlatmak istediğim başkaydı. Konuyu dağıttım yine. Ne yapayım kasıntı tipler mevzu olunca içgüdüsel olarak bende dalga geçme dürtüsü oluşuyor.
 
Şimdi bu, küçük dağları ben yarattım diyen makam sahibi zat-ı şahanelerini biraz olsun frenlemek amacıyla alçakgönüllü olmak üzerine nutuklar kıymete bindi.
          (Gaiplerden bir ses:)
  • Yazar kardeş, böyle güzel ve faydalı bir nasihati eleştirmeyi düşünmüyorsun umarım. Yoksa eleştirmenin sende hastalıklı bir ruh hali olduğunu düşünmeye başlayacağım.
           (Yazarın sesi:)
  • Eleştiri konusunda kendime bir sınır çizmiş değilim. Önce ne düşündüğümü okumanda fayda var. Daha sonra hakkımda istediğini düşünebilirsin. Ben kimseye “Mütevazi ol” diye bir tasvirde bulunmam. Bu, “Git traş ol” gibi beş dakikada çözebileceği bir problem değildir. Bir adama “Mütevazi ol” demek, kendin gibi olma, sahte biri gibi ol demektir. Alçakgönüllülük, bir tavsiyeyle hemencecik olunuveren bir davranış biçimi değildir. Emir büyük yerden diye bu tavsiyeye uymuş bir çok sahte alçakgönüllülük gömleği giymiş insan dolaşıyor etrafta. Bunları nasıl mı tanırız? Yüzlerine karşı bir övgüde bulunun yeter. Öyle bir “Estağfurullah” çekerler ki içlerindeki dağlar kadar egoları kulaklarında eko yapar, anlarsın.
 
                 Ayrıca “Estağfurullah”  taki “s” ve “t” harflerine kuvvetli vurgu yapmaları, egolarını ele veren bir başka özelliktir.
 
            (Gaiplerden bir başka ses:)
  • Yazar kardeş, anlamış bulunmaktayım ki için fesat, niyetin kötü. Hem ayrıca senin dediğini kabul etsek bile insanlara “mütevazi ol” demeyelim de onları gurur ve kibirleriyle baş başa mı bırakalım. Bunu mu demek istiyorsun?
 
             (Yazarın sesi:)
  • Ben birini alçakgönüllü olmaya yönlendireceksem, öncelikle derim ki: “Git kendini sev. Kendine hayran ol. Çocukluktan kalma da olabilir içinde kendinle bir küskünlüğün varsa behemehal onunla barış. Kendine övgüler düz. Gücün yeterse kendin için şiir yaz, destan oluştur, besteler yap. Her gün aynada kendine hayran hayran bak. Bir gün içinden bir ses:
         “Tamam, yeter artık inandım sana. Bu kadar yeter. Daha devam edersen yoldan çıkaracaksın beni” dediği gün, dur. Bir de “Estağfurullah” taki “s” ve “t” vurguları zayıfladıysa bu iş oldu demektir. Kendini sevmeyi öğrendiğine göre başkalarını da sevebilirsin. İçindeki “sevgisizlik” cerahatiyle şişmiş egon indiğine göre, kasıntı hallerin de eriyip gider. Evet, ben bu yoldan giderim. Bu kasıntıların kendi içlerindeki sorunu çözmeden “mütevazi ol” gibi kanıksanmış öğütlerle yola gelmeyeceğini iyi bilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder