14 Ağustos 2013 Çarşamba

PUTLARI YIKIYORUZ

    Nazım Hikmet 1929 yılında Resimli Ay dergisinde "Putları Yıkıyoruz" hareketini başlattı. Abdülhak Hamit'ten Mehmet Emin Yurdakul'a, Ahmet Haşimden Yahya Kemal ve Yakup Kadri'ye kadar döneminin dokunulmaz ilan edilmiş, koruma kalkanı giydirilmiş birçok sanatçısı vardı. Nazım'ın  kalemi kılıç oldu yürüdü üstlerine. Edebiyat dünyası toz duman oldu. Kutsal ittifak büyüdü 27 yaşında edebiyat dünyasının altını üstüne getiren Nazım'a karşı büyük bir kampanya başladı. Silahlar çekildi, karşı yazılar üst üste geldi. Nazım'ın bolşevikliğinden hainliğine kadar her şey boca edildi.
    Nazım'ın en büyük put ilan ettiği Abdülhak Hamit'ten ise karizmasına yakışan bir cevap geldi: “Putları kırmakta haklısınız. Biz de edebiyat hayatına atıldığımız zaman aynı şeyi yaptık. Divan Edebiyatını yıktık. Tanzimat Edebiyatına girdik. Türk Edebiyatında yeni hamleler yaptık. Biz onları yıktık. Siz de bizi yıkacaksınız.”
Nazım daha sonra Abdülhak Hamit'le yakınlık kurdu. onunla sık sık görüştü. 1934 yılında Akşam gazetesinde Hamit için "Öptüğüm El" adlı harika bir yazı yazdı.
    Bu olayı yazdım çünkü:
1- Nazım yaşına başına bakmadan bir put görmüşse o putun gücüne aldırmadan şovalye ruhunu kuşanıp mücadele etmesini bilmiştir.
2- En büyük put dediği biri için 5 yıl sonra "Hayatında hiç el öpmeyen ben, o ihtiyar delikanlının yaratıcı elini eğilip saygıyla öptüm." diyerek kendi ideolojisini bile kendine put yapmadığını, önyargıların değil ilkelerin adamı olduğunu göstermiştir.
3- Yıllarca fikir mücadelesi yaptığı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanı için:"Peyami'nin bu romanını üç defa okudum ve 33 defa daha okuyabilirim. O romanda ben  bir gökbilimcinin, teleskobunun başında yeni yıldızlar keşfetmedeki heyecanını duyuyorum." demiş; gazete köşelerinde öldürdüğü hasmının hakkını sanat meydanında teslim etmiş bir hakperesttir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder