10 Nisan 2014 Perşembe

PUTPERESTLİK


Dizilerin putu, kötüleri olması gerekenden güçlü ve akıllı, iyileri olması gerekenden zavallı göstermesi.

Sezai Karakoç’un putu, yaşadığı halde kendini ölü zannetmesi ve hiçbir insani davete icabet etmemesi.

Nuri Bilge Ceylan’ın putu, seyirciden nefret etmesine rağmen sinema yapması.

Adanmışın putu, adandığı fikrin koruyucu donuk kullar yerine, ona değer katacak kaliteli bireyler talebini anlamaması.

Kötü işletmecinin putu, çalışanını mutsuz edip maliyetleri kısarak, müşteri memnuniyetini sağlayacağına inanması.

İyilikçinin putu, iyilik yaptığı kişiden mutlaka bir karşılık bekleme huysuzluğu.

Annelerin putu, okulların kalitesizliğini görmelerine rağmen, çocuklarının ve kendinin mutluluğunu sadece okul notlarında aramaları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder