20 Ekim 2013 Pazar

NİTELİKSİZ ELEŞTİRİ

   Bu ülke neden az okuyor? Bunu irdelemek uzun iş fakat ben bir yönü üzerinde durmak istiyorum. Okuma özürlü olmamızın en meşhur sebeplerinden biri yayınevleri ve bize kitap duayeni, kitap şeyhi diye yutturulmaya çalışılan sahte şeyhlerdir. Yayınevlerinde ahbap çavuş ilişkisi döner, esaslı bir kitap bulup çıkaralım kaygısı yoktur. Üniversiteden yeni mezun bir kızı oturtup gelen dosyalara bak bakalım para edecek bir şey var mı, diye yayıncılık oynarlar. Çoğu yayınevi sahibinin okumayla falan ilgisi yoktur. Bu arada hiç mi iyi kitap çıkmıyor? Çıkıyor tabi… O kadar suyun başında oturursan birkaç büyük balık tutarsın elbet.
   Üniversitelerin edebiyat bölümlerinde de durum pek iç açıcı değildir. Çoğunu tanıyorum. Hocaların romanla şiirle ilişkileri, işleri kadardır. Ellerindeki üç beş şiir ve roman makalesiyle ömürlerini geçirirler. Onun için şaşırmıyorum bu duruma ama herkes bilsin istiyorum.
   Bir de kitap eleştirmenleri var… Ah o kitap eleştirmenleri… Düşünün bakalım kitap üzerine konuşma deyince kimi aklınıza getiriyorlar. Doğan Hızlan, Semih Gümüş falan… Nerede bir kitap fuarı olsa bunlar, nerede bir roman ve öykü yarışması olsa jüri bunlar… tamam kibar adamlardır naif adamlardır da yıllardır tek bir yazılarıyla ya da bir kitabı övüp yermeleriyle gündem yaratamamışlardır. Ne akar ne bulaşır türdendirler. Sözümona bu eleştirmenler, Canan Tan, Nermin Bezmen, Nazlı Eray gibi emekli olduktan sonra can sıkıntısından kitap yazan yazarlara: “Tamam hoş hikayeler bulmuşsunuz da, üslupsuzsunuz edebi değeriniz yok ergen aşkları ve cinsellik vurgusuyla okunuyorsunuz.” diyemezler. Sözümona bu eleştirmenler, Hasan Ali Toptaş için: “ Tartışmasız Türkiye’nin Kafkasıdır, hatta Kafka’dan aşkın olduğu kitapları vardır, yarattığı dil o kadar güzeldir ki okullarda okutulmaması cinayettir” diyemezler. Sözümona bu eleştirmenler: Hakan Günday için, Amerika’da Chuk Palaniuk, Tom Robbins ve Bukowski ile başlayan yer altı edebiyatı türünü Türkçeyle daha cesur ve daha derinlikli yazmıştır.” diyemezler. Afilli Filintalar hakkında yorum falan yapmazlar vs.vs… Bu durum, romanın ve öykünün trajedisidir… Şiire sonra değineceğim.
   Sonuç: Okuduğun kitabın eleştirmeni de ol değerli arkadaşım. Beğenirsen göklere çıkarmaktan, sevmediysen yerin dibine sokmaktan çekinme. Bu işleri sahte şeyhler bilir, algısı çok güçlü olduğu için kitap üzerine pek konuşamıyorsun. Korkma konuş arkadaşım, yazarın adına ve şöhretine bakmadan konuş. Kitap üzerine sert tartışmalar döndüğü gün iyi ve kötü kendini daha iyi hissettirecek arkadaşım. Gerçek okuma insanı cesur kılar… Okuduğunu buradan anlayacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder