Eğer Nobel almış bir Türk romancısıysan tabi ki sorarlar:
Sayın Pamuk siz kimi okursunuz, günümüz romanını nasıl görüyorsunuz? Haklı bir
soru, Orhan Pamuk’a sormayıp kime soracaksın? Pamuk da cevap veriyor: Günümüz
romanını takip ettiğim söylenemez, ama benim okuduklarım Tanpınar, Oğuz Atay,
Yusuf Atılgan vs. vs. vs. Hocam bunları biliyoruz. Yüz bin röportajından
biliyoruz, yazdığın üsluptan, postmodern olmaya çalışan yanından biliyoruz.
Saygı da duyuyoruz. Fakat buna birkaç itirazımız var.
Hadi 19. yüzyılın başından alalım, fazla gerilere gitmeye
gerek yok. Romancıların en makus kaderi çağında anlaşılamamış olmaları ya da
fenomen haline gelememiş olmalarıdır. Yani şöhret bulmaları için ölmeleri
gerekiyordu. Hatta Orhan Pamuk’un sürekli okudum dediği Oğuz Atay “Ben
buradayım ey okur, sen neredesin acaba?” diye yazar yalnızlığını bağrımıza hançer gibi saplanan bu soruyla çarpmadı mı suratımıza. Orhan Kemal’in çileli
hayatını, Sabahattin Ali’nin dramını düşünün. Peyami Safa, Kemal Tahir gibi efsane
romancıların dikkat çekmek hatta geçinmek için istemeye istemeye popüler
poliseyeler yazma gayretlerini…
Bu sebeple yazar dayanışmasına inanan biri
olarak çok az yazara nasip olmuş bir popüleriteye sahip Orhan Pamuk’un yaşayan
yazarlara da bir al atmasını beklerdim.
Yapmıyor, belki bilinçli bir tercihtir bu. Belki de bu
yüzden 60’ların 70’lerin romancısı olarak kalıyor. Belki de o yüzden
Türkiye’nin kitapları en çok satan ama en az okunan yazarı ünvanını korumaya
devam ediyor.
Konu aslında sadece Orhan Pamuk’un yeni romanı ve
romancıları görmemesi değil. Bu aynı zamanda bürokratik bir sorun. Yani yaşayan
yazarlar okul kitaplarına girmiyor. (haksızlık olmasın 80’ini devirenler
girebiliyor, o da birkaç yıldır. Ferit Edgü, Füruzan, Adalet Ağaoğlu falan…)
Gidin kitapçılara okulların mumyalanmış 100 tavsiye eserini alan yok.
Yeni çağın dilini kullanan mesela Murat Menteş’i, Hakan
Günday’ı, Murat Gülsoy’u, Emrah Serbes’i, Alper Canıgüz’ü Nobelli yazarımız
Orhan Pamuk tanımayıp tanıtmayınca iş bizim gibi ünvansız ve ödülsüz roman
tutkunlarına düşüyor.
Bu arada Emrah Serbes'in son romanı DELİDUMAN çok iyiydi. Gezi olayları falan da var romanda ama hiç tahmin ettiğiniz gibi değil. Okuyun isterim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder