18 Ocak 2016 Pazartesi

BATI'NIN NEYİNİ ALMALIYIZ

   Tanzimattan beri tartışılan cumhuriyet döneminde ulusalcı milliyetçi ve muhafazakar kesim tarafından ateşlenen bir replik vardır bilirsiniz. “Batı’nın tekniğini almalıyız kültürünü değil.” tartışması. Bu bana çok saçma ve komik gelir. Neden mi?
   Bu garip cümlenin paradoksu şudur: (Bak şimdi paradoks falan dedim. Paradoks da nedir? Çelişki deyip geçebilirdim, olmadı.) 
   Her neyse çelişki şurada: Batı’nın kültürünü bırakıp tekniğini alamazsın arkadaş. Bu kafayla tekniğini sadece satın alırsın.  Batılı da zaten bunu istiyor. Ben üreteyim sen de satın al. Birini bırakıp diğerini almanın imkansızlığı şu temel gerçekte yatıyor sevgili okur. (“Sevgili okur” dedim, fena olmadı hani.)
   Bilim ve kültür üretmenin kaynağı özgür düşüncedir. Bir başka deyişle, tabuların olmadığı düşünce sahasıdır. Kültürün de bilimin de kaynağı budur. Hatta kültür ve sanat bilimden birkaç adım öndedir. Rönesanstan beri bakın Batı’nın gelişimine sanat ve kültür bilimi peşine takmıştır. Burada hangisi büyüktür tartışması yapmıyorum, hayır… Basitçe şunu söylüyorum. Batı’nın kültürü, bilim üretmeye uygun ortamı ve zemini yaratmıştır.
Dolayısıyla birini aldık ötekini bıraktık gibi laflar tarihten, sosyolojiden bihaber orta okul seviyesi konuşmalarıdır.
O zaman elimizde üç seçenek vardır.
1-         Bilim ve kültürü birlikte alırız.
2-         Kültürü almamak için bilimi de almayız
3-         Bilim ve kültürü kendimiz yaratırız.
   Günümüzdeki mevcut duruma bakarsak %60 1 numaralı seçenek, % 35 2 numaralı seçenek % 5 de 3 numaralı seçenek geçerli. Tabi bu benim kişisel gözlemim. Siz yüzdelere itiraz edebilirsiniz. Amaç tabi ki 3 numaralı seçeneği güçlendirmek.
   Bunu yapabilmenin bendeki formülü düşünce özgürlüğünün önündeki BÜTÜN sınırları kaldırmaktır. (Bütün'ü büyük yazmamdan ciddiyetimi anlamışsınızdır.) Üzerine konuşup eleştirebileceğimiz HİÇBİR tabu bırakmamaktır. (Gördüğünüz gibi hiçbir de büyük.) İnsanın yaradılış amacı da budur. Bu konuda mistik bir tartışma görmek istiyorsanız blogumdaki şu yazıyı okuyabilirsiniz. http://ahmetuygurca.blogspot.com.tr/2014/12/iblis-neden-ozgur-birakildi.html

   Düşünce özgürlüğü, hayatla ölüm gibidir. Ortası, azı çoğu, genişi darı olmaz. Düşünce özgürlüğü, içinde sonsuzluk kavramını taşır. Siz ne kadar düşünce özgürlüğünün sınırlarını genişlettim deseniz de sonsuz karşısında okyanusta bir damla kadar kalır. Her şey tamam da şuraya dokunamayız dediğinizde bu geri kalmışlığa devam etmenin imzası olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder