1 Şubat 2015 Pazar

MORGAN FREEMAN, JACK NİCHOLSON ve AHMET HAMDİ TANPINAR

Morgan Freeman ve Jack Nicholson'ın oynadığı “ŞİMDİ ya da ASLA” filminde birkaç sahne vardır: Hatırlayın Mısır’da bir piramidin en tepesine çıkarlar… En içten konuşmayı orada yaparlar. Bazı gerçekleri orada kavrarlar.  Sonra Everest'in tepesine çıkmaya karar verirler. En çok istedikleri şeydir… Sonra özel uçakla kuzey kutup dairesinin üzerinden geçerler. Tam o noktada hayata dair birçok farkındalıkları oluşur. Gökyüzünden paraşütle atlarlar falan…Neden hep yüksekteler, hep zirveler... Ne arıyorlar orada… 

Bence cevap şu: Yıllarca yerlerde o kadar sürünmüşlerdir ki geçmişlerinin sürüngenliğini ancak zirvelerde dolaşarak telafi edeceklerini düşünürler. Kanser, suratlarında bir tokat gibi patlamış ve sürüngenlikten kurtulmak için ellerini çabuk tutmalarını söylemiştir. Oysa hayattayken yükseklerin farkına varmaktır önemli olan. (Pek özlü söz modunda oldu)

(Kanser ve tokat dediniz de aklıma geldi. Anti parantez söyleyeyim. Kurosawa’nın “İKURU” filmi de insan suratında sağlam iz bırakan bir tokattır.) Her neyse. Piramidin tepesinde yaşayacağın adrenalinin binde birini kaldırımın tepesinde bulamazsın. Fakat sevgili dostum, piramidin tepesine uçarak gidemezsin, basamakları birer birer çıkacaksın.   Metaforun tadını kaçırmadan dümeni kıralım Tanpınar’a…


Roman piramidinin zirvesinde bulacağın kişi Ahmet Hamdi Tanpınar ve muhteşem romanı SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ’dür. Yarattığı olağanüstü karakterleriyle... Muhteşem üslubuyla... Derinliği mağmaya varan ironisiyle... Toplumun kılcal damarlarını bile görebilecek bakışı ve harika gözlem gücüyle… Acele etmeden ama geç de kalmadan… Basamakların tadını çıkara çıkara… Şimdiden haber vereyim dedim. geç kalırsan yeterli zamanın olmayabilir... Sizin "Bucket List"inizde bir madde olsun Tanpınar diye düşündüm, hepsi bu.  İyi yolculuklar dilerim… (Gördüğünüz gibi konuyu nerden nereye bağladık. Benim üslubum da biraz savruk böyle)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder