Bugünkü
Türkçeyle felsefe olmaz cümlesinin arkasında Osmanlıcaya ihtiyacımız var,
niyeti kendini belli ediyor. Tamam bunu anladık. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki
cumhuriyet abartısının yerini şimdi tepki olarak Osmanlıcılık almış durumda. “Bugünkü
Türkçeyle felsefe yapılır mı”yı bir kenara koyalım. Diyelim
ki yönümüzü Osmanlıya çevirdik. Filozoflarla dolu bir medeniyet mi bulacağız?
Osmanlı
18. Yüzyılın başından beri Batı medeniyetini anlama ve onu yakalama peşindeydi.
III. Selim, II. Mahmut ve sonraki bütün padişahlar yenilikçiydi. Batıya, okuması yeniliği
getirmesi için öğrenciler gönderiyordu. Batı dillerini öğretiyordu. Kendinde
büyük bir felsefe vardıysa bu yenilik gayretleri niyedir? Dünyaya damga vurmuş büyük
felsefeciler mi vardı. Biz mi bilmiyoruz?
İbni
Rüşt’ler, Farabi’ler, Nesimi’ler iyi filozoftu ama onları da kafir ilan
ettiler. İbni Rüşd ve Farabi’nin eserleri Avrupa’da yıllarca okutuldu. Osmanlı’nın
hangi eğitim kurumunda okutuldu bu filozoflar.
Divan
edebiyatı başarılı bir edebiyattır ama 500 yıl aşk-kadın-şarap imgesini
değiştirecek tek bir büyük şair çıkaramamıştır. Divanın felsefesi de İran ve
Arap kaynaklıdır. Divancılar Türk mitolojisine dönüp bakmazlar bile.. Nefi
üstadım biraz hicve yöneldi onu da haşmetli devletlu’lar boğdurdu. Halk şairlerinin çoğu okuma yazma bilmezlerdi. Oxford vardı da onlar mı okumadı?
Yunus
Emre 3-5 bin kelimelik temiz Anadolu Türkçesiyle derinlikli bir felsefe
yarattı, onu da Osmanlının en güçlü döneminde şiirleri şeriata aykırı diye
yasakladılar.
19.
yüzyılda yazılmış Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname adlı bir kitabı var. Üstünde
baya çalışmışlığım vardır. Marifetname’yi övüp dururlar. Okuyana kadar ben de
öyle zannederdim. Hezeyanlarla dolu bir kitap. Felsefenin F’si bile yok.
19.
yüzyılda Osmanlıda yetişmiş filozof diyeceğimiz Abdullah Cevdet, Baha Tevfik,
Hilmi ziya, Muhammed Abduh da fazlasıyla Batıcıdır.
Şimdi
soralım: Osmanlı elindeki dille, dillere destan bir felsefe mi yaptı? Öte
yandan Osmanlıca’nın gelişmiş iyi bir dil olduğuna itirazım yok ama felsefe
için öncelikle özgür düşünce şart. Padişahların herkese kullarım ya da raiyyetim(sürü) dediği
ortamda ne felsefesi gelişir ki…
Şurada
anlaşalım. Osmanlıcayı övmek için mevcudu kötülemeye gerek yok. Cumhuriyetin
ilk yıllarında da aynı taktik uygulandı. Yapmayın hocam.
İlk
çağ Yunancasıyla ve Latincesiyle bugüne bile damgasını vurmuş filozoflar
çıkıyorsa bugünkü Türkçeyle de büyük filozof çıkar. Yeter ki özgür düşünce kanatlandırılsın.
Eğitim sistemimiz buna müsait mi, filozoflar yetişsin diye can atan siyasi bir yapımız mı var; onu da siz düşünün.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder