11 Kasım 2014 Salı

SANATÇI DEHA MIDIR?

Neredeyse elli yıldır sanat çevreleriyle içli dışlıyım. Nice yazar tanıdım. Kimileri düş kırıklığına uğratmadı beni. Kimilerini ise tanıdığıma tanıyacağıma pişman oldum. Birçok ünlü yazar için: “Keşke hiç karşılaşmasaydım onunla; köşemde oturup güzel güzel kitaplarını okusaydım.” diye düşündüm. Ne yalan söyleyeyim, o yazarların kitaplarını okumaktan aldığım tat, kişiliklerinin karaltısıyla gölgelendi.
   
   Bu parça 2005 yılında ÖSS sorularından birinin paragrafıydı. Ben de yukarıdaki parçayı yazan arkadaş gibi düşünüyorum. Bunu ifade etmemin nedeni bir gözlemimdir. Ben de gençken dergiciliğe bulaşmış, o dergilerde yazarların yazdıkları ve kişilikleriyle ilgili yazılar yazmış, iyi yazarları olması gerekenden fazla gözünde büyütmüş biriydim. Gözünde büyütmek ne kelime, hepsi gözümüzde birer abideydi.

   Sonraları bu bakışım değişti tabi. Bendeki o abartılı halin, okumaya iyiden iyiye bulaşmış gençlerde nüksettiğini görüyorum. Hayal kırıklıklarını ertelemelerine izin vermek istemiyorum.
Benim gözümde itibar yazıdadır. Yazarın beyin loblarındaki kıvrımlardan biri, çok az insana nasip olacak biçimde olağanüstü çalışmaktadır. Fakat komşu loblar aynı performansı göstermeyebilir. Hatta ben düşünüyorum ki beyine uğrayan kan o nadide lobda öylesine hararetli deviniyordur ki diğerlerine karşı ihmalkar davranıyordur. Bu durum birçok yazarda hayata karşı büyük bir yenilgiyle sonuçlanmıştır.

   Kafka’nın silik kişiliğini aşamayışı, Dostoyevski’nin kumara ve kadına karşı mağlubiyeti, Hamingway’in, Poe’nun, Zweigh’in, Viginia Woolf’un, Jack London’un intihara sürüklenmeleri, Salinger’in kendini çiftliğine kapatıp 20 yıl oradan çıkmayışı…

   Mesela Charles Bukovsky, John Fante için “Benim Tanrımdı” der. John Fante’nin “Toza Sor” romanı benim için efsanedir ve yakında onunla ilgili bir yazı yazacağım. Gel gelelim adamın hayatını “tam bir kaybeden” diye özetleyebilirim. Rezalet yani…


   Öğütçü gibi davrandığımı düşünmeyin ama bu adamların çoğu eline kalemi aldıklarında Superman’dirler evet ama kalemi bıraktıklarında Clark Kent bile değildirler. Hayata dair en küçük sorunlarını dahi çözememiş bu insanlara deha demenin çelişkisini vurgulamak için bunları yazıyorum. Şu insanı gereğinden fazla yüceltmenin absürtlüğünü, onu tarikat şeyhleri gibi kutsamanın gereksizliğini vurgulamak için yazıyorum. Varlığı değil eylemleri yüceltmenin anlamlı olduğunu vurgulamak için yazıyorum. Yoksa yazdıklarına karşı saygım büyüktür bilirisiniz. Saygılarımla…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder