Neredeyse elli yıldır sanat çevreleriyle içli dışlıyım. Nice
yazar tanıdım. Kimileri düş kırıklığına uğratmadı beni. Kimilerini ise
tanıdığıma tanıyacağıma pişman oldum. Birçok ünlü yazar için: “Keşke hiç
karşılaşmasaydım onunla; köşemde oturup güzel güzel kitaplarını okusaydım.”
diye düşündüm. Ne yalan söyleyeyim, o yazarların kitaplarını okumaktan aldığım
tat, kişiliklerinin karaltısıyla gölgelendi.
Bu parça 2005 yılında ÖSS sorularından birinin paragrafıydı. Ben
de yukarıdaki parçayı yazan arkadaş gibi düşünüyorum. Bunu ifade etmemin nedeni
bir gözlemimdir. Ben de gençken dergiciliğe bulaşmış, o dergilerde yazarların yazdıkları
ve kişilikleriyle ilgili yazılar yazmış, iyi yazarları olması gerekenden fazla
gözünde büyütmüş biriydim. Gözünde büyütmek ne kelime, hepsi gözümüzde birer
abideydi.
Sonraları bu bakışım değişti tabi. Bendeki o abartılı halin,
okumaya iyiden iyiye bulaşmış gençlerde nüksettiğini görüyorum. Hayal
kırıklıklarını ertelemelerine izin vermek istemiyorum.
Benim gözümde itibar yazıdadır. Yazarın beyin loblarındaki
kıvrımlardan biri, çok az insana nasip olacak biçimde olağanüstü çalışmaktadır.
Fakat komşu loblar aynı performansı göstermeyebilir. Hatta ben düşünüyorum ki
beyine uğrayan kan o nadide lobda öylesine hararetli deviniyordur ki diğerlerine
karşı ihmalkar davranıyordur. Bu durum birçok yazarda hayata karşı büyük bir
yenilgiyle sonuçlanmıştır.
Kafka’nın silik kişiliğini aşamayışı, Dostoyevski’nin kumara ve
kadına karşı mağlubiyeti, Hamingway’in, Poe’nun, Zweigh’in, Viginia Woolf’un,
Jack London’un intihara sürüklenmeleri, Salinger’in kendini çiftliğine kapatıp
20 yıl oradan çıkmayışı…
Mesela Charles Bukovsky, John Fante için “Benim Tanrımdı” der.
John Fante’nin “Toza Sor” romanı benim için efsanedir ve yakında onunla ilgili
bir yazı yazacağım. Gel gelelim adamın hayatını “tam bir kaybeden” diye
özetleyebilirim. Rezalet yani…
Öğütçü gibi davrandığımı düşünmeyin ama bu adamların çoğu eline
kalemi aldıklarında Superman’dirler evet ama kalemi bıraktıklarında Clark Kent
bile değildirler. Hayata dair en küçük sorunlarını dahi çözememiş bu insanlara
deha demenin çelişkisini vurgulamak için bunları yazıyorum. Şu insanı
gereğinden fazla yüceltmenin absürtlüğünü, onu tarikat şeyhleri gibi kutsamanın
gereksizliğini vurgulamak için yazıyorum. Varlığı değil eylemleri yüceltmenin
anlamlı olduğunu vurgulamak için yazıyorum. Yoksa yazdıklarına karşı saygım
büyüktür bilirisiniz. Saygılarımla…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder