Eskiden ne güzeldi, yazılı ve
görsel medyayı ele geçirdin mi iş bitiyordu. İstediğin gibi propaganda
yapabilirdin. Hani şehir efsanesidir, imamın keçisi çalınmıştır da medya “imam
keçi çaldı” başlıkları atarak dindarları hedef almıştır, gibi… O zamanlar,
medyanın başında kim durursa onun propagandası yapılır algısı hakimdi tabi ki.
Akp de aynen bu algıya göre hareket etti. Yavaş yavaş gazete ve tv’ler alındı
şimdi hoyratça alınıyor, aykırı gazetecilerin işlerine son verildi. Böylece ne
yazması gerektiği konusunda gazeteciler terbiye edilmiş oldu. Yeni medyaya da
ortaokul kompozisyonu seviyesinde yazılar yazan adamlar getirildi. Peki istedikleri
oldu mu? Olmadı tabi ki.
Milyar dolarlar harcanarak
alınmış onca gazete ve tv’lerin propagandalarını boşa çıkaracak baş belası bir
internet vardı. Kontrol edilemeyen ve herkesin kafasına göre takıldığı bir
alan. Akp bu alanı başından beri sevmedi ama asıl nefretini Gezi olayları
sırasında oluşturdu. Gezi olayları sırasında her türlü kara propaganda sosyal
medya tarafından yerle bir edildi. Yaşları 15 ile 25 arasında değişen ellerinde
birer cep telefonuyla gazetecilik yapan bir nesil, milyar dolarlık medya
grubunu alt etti.
Şimdi internet yasayla falan kontrol
edilmek isteniyor. Ben bunu zorlama, çaresizce bir çaba olarak görüyorum.
Çıkarılan yasa bu gençleri interneti kullanma yolunda daha becerikli hale
getirmekten başka bir işe yaramaz. (Zaten becerikliler) Başbakanın internetin
ruhunu anlayamadığı ya da anlamak istemediği aşikar. Bu yasa onu dünyanın
gözünde ”yasakçı başbakan” yapmaktan başka işe yaramıyor. Yasalar ihtiyaçtan
yapılır. Tabi ki iktidarın değil toplumun ihtiyaçlarından... Yapay bir şekilde
oluşmuş bu yasaya ben şahsen iki yıl ömür biçiyorum. Fiili olarak zaten yaşamaz
da yasal olarak diyelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder