3 Ocak 2014 Cuma

HÜKÜMET CEMAAT DÖVÜŞ KULÜBÜ


Cemaat hükümet kavgasında tarafsanız ya da "dış güçler" e iman etmişseniz aşağıdaki yazıyı okumanıza gerek yok. yalın tarafsız bir bakış istiyorsanız bi bakın derim.
KAVGANIN BİRİNCİ NEDENİNE GELİNCE  başbakanın ülkede kendinin dışında hiçbir gücü kabul etmemesi ve her şeyi kontrol altına almak istemesidir. Askeri, polisi, yargıyı, medyayı kontrolü altına aldı. Ak parti kadroları sınırlıydı. Bunları yaparken kendisine en büyük yardımı yapan cemaatti. İşi bittikten sonra onun ayrı bir güç olarak kalmasına izin vermek istemedi. Onun için cemaatin başına kendisinin kontrol edebileceği bir kişiyi getirmek istedi. Dershanelerin kapatılma çabası, cemaatin gücünün sınanmasıdır. Bu sınama riskliydi, başbakan bu riski aldı. Cemaat ise daha önceki iktidarlar döneminde yeterince güçlü olmadığı için onlarla uzlaşma yoluna gidiyordu. Şimdi ise gücünün farkındaydı ayrıca hükümetin açıklarını biliyordu dolayısıyla o da risk aldı ve karşılık verdi. Sonra ortalık toz duman…

ORTAK AKIL

Gerek hükümet gerekse cemaat ortak akılla yönetilmeyen tek adamlı yapılardır. Bu yapılar güçlendikçe, ortak akılla hareket edilmediği için hatalar yapar. Kutsanan liderlere hiçbir eleştiri getirilmediğinden liderin şahsında tüm yapı kavganın aktörleri haline gelir. İşin aslı bu kavga başbakanla hocaefendi kavgasıdır. Liderlerine sorgusuz bağlı olan kitleler de kendilerini kavganın içinde bulmuşlardır. Tek adamlı yapılar sosyolojik olarak sonunda tıkanırlar ve bu tıkanma bir bölünmeyle açılır ve parçalar halinde yoluna devam eder. Uzlaşma, eleştiri ve demokrasi kültürü olmadığı için o gruptan ayrılan bir liderin etrafında yeniden var olurlar. Sait Nursi’nin etrafında toplanan Nurcuların onun ölümüyle parçalara ayrılması gibi… Milli görüş hareketinin Erbakan’la başlayıp bölünmeyle AKP’ye dönüşmesi gibi. Oldukça yara almasına rağmen yakın planda cemaatin bölünmesi zor gibi görünüyor. Ancak mutlaka kendini bir sorgulamadan geçirecektir. Modern ve değişen dünyaya karşı eski argümanlarla hareket edemezler.

 Ancak hükümet bu kavgadan daha zararlı çıkar ve bu iş en sonunda lider değişikliğine veya bölünmeye gider. Buna en büyük kanıtım da son kabine değişikliğidir. Yeni kabinedeki kişiler mutlak itaat şuurunda olan kişilerdir. Başbakan geceye gündüz dese bile itiraz etmezler. Bu bir endişenin, etrafındaki kimseye güvenmemenin göstergesidir. Başbakan kucaklayıcı olmadı, her eleştiriyi düşmanlık saydı. Sosyolojik değişimler akşamdan sabaha olmaz. Herkes, her şeyin bir anda değişeceğini umuyor, bu yanlış. Seçimlerden sonra Akp’de büyük bir değişimin olacağı bence çok açıktır.

ÇELİŞKİLER YUMAĞI

Ayrıca hükümet, cemaat yargıyı ele geçirmiş, paralel devlet kurmuş diye feveran ediyor. Bana o kadar komik geliyor ki! Yıllarca birlikte çalıştıkları ve vesayetleri birlikte devirdikleri mesai arkadaşlarını ilk kez görmüş gibi yapıyorlar ya… Gerçekten insana bir gülme geliyor. Bu çelişkinin “kefenciler” dışındakilere izah edilebilecek bir tarafı yok. Kendilerinin cemaat tarafından mağdur edildiğine kamu oyunu ikna etmeye çalışıyor, bir kesimi de ikna etmiş gözüküyorlar ancak yolsuzluk dosyaları orada dururken bu oyunu uzun süre devam ettiremezler. Yargı tamamen hükümetin hegemonyasına girmişken adalete güven yerlerde sürünürken bu oyunu devam ettiremezler.

DANIŞMAN TAYFASI

Ben gezi olayları sırasında yazmıştım. Başbakan danışmanları gezi konusunda tek bir argüman üretemediler. Danışman dediğin iyi zamanda lazım değil ki. Ortam sıkışınca sana lazım olur. Sanat camiasından danıştığı ustalara (!) da bakınca (Hülya Avşar’la Necati Şaşmaz) durum net anlaşılıyor. Bu danışman tayfası gerçekten kötü sınav veriyor. Dersaneler konusunda o kadar cahildiler ki işlerin bu aşamaya geleceğini öngöremediler. Sonra biri çıkıp “Orduya cemaat kumpas kurdu.” dedi. Bütün geçmiş yargılamaların boşa çıkacağını düşünemeyecek kadar düşüncesiz bir tip. Sonuçta onların suçu yok. Sen, başbakanımızı telekinezi ile öldürmek istiyorlar diyen adamı başdanışman yaparsan olacağı budur.

KAVGANIN İKİNCİ NEDENİ İSE cemaat açısından bakarsak, 35 yıl boyunca tek tek insan insan bin bir emekle bin bir gizlilikle oluşturulan kadroların tasfiye edilmeye çalışılması kavgayı büyütmüştür. 28 Şubat döneminde de cemaat hedefteydi ancak hizmetin gücü onlarla savaşacak boyutta olmadığı için cemaat savaşmayı değil uzlaşmayı seçmişti. Şimdi ise gücünün farkındadır ve hükümetin açıklarını bilmektedir. Ayrıca hedefe Hocaefendinin konması Hocaefendinin de kavganın baş aktörü olarak işin içine dahil olmasına neden olmuştur.

SONUÇ: Bu kavgadan her ikisi de yaralı çıkar. Hükümetin zararı şu olur: Otoriterleşme bütün ülkenin en rahatsız olduğu konudur. Kefencileri saymazsak. Bir de yolsuzluk olayı var ki bunlar ortaya döküldükçe hükümet geri dönülmez bir yola girecektir. Başbakan kızdıkça daha çok hata yapıyor, yaşananlardan hiç ders çıkarmıyor. Sertlikle hoyratlıkla her şeyi yola koyacağını zannediyor. Onu eleştirme ihtimali olanları yanından uzaklaştırıyor, itaat şuuru tam olanları etrafına topluyor. Bence bu çöküşü hızlandıracaktır. Ülke bu gergin ve kavga ortamından bıktı artık.

Cemaatin zararı ise şudur: Toplumun algısı bu soruşturmaların dersane konusundan sonra ortaya çıkarıldığıdır. Eğer hükümet cemaatle uğraşmasaydı, bu dosyalar ortaya dökülmezdi algısı cemaate zarar verecektir. Şimdilik hükümetten hoşlanmayan çevreler cemaate itibar ediyor gibi görünse de normale dönüldüğünde cemaatin devlet içindeki bu gücü sorgulanacaktır. Bundan sonra ister Akp gelsin ister başka bir oluşum, hiçbir hükümet içinde kontrol edilemeyen böyle bir yapı istemez. Cemaatin siyasete fazlaca bulaşması stratejik bir hataydı. “Ölüleri bile diriltip oy verdirelim”den, “Evlerinize ateş düşsün”e savrulmak geniş makul çevreler tarafından kolayca hazmedilecek bir durum değil bence.

Evet, benim penceremden yaşananların yorumu kısaca böyle… Bekleyip görelim.

2 yorum:

  1. Ben bir cokvseye katiliyorum bir taraf olnayarak ama cok teknik yazmissin o neyaparsa bu ne yapar sebep sonuc ALLAHI DA isin icine birsz katsan Bu gune kadar Allah davasini devam ettirdi bir cok darbeye ragmen..ha cemaat zararli cikmicak bunu goricez hatta karli bile cikabilir.Ustadinda basina ayni seyler gelmisti .Risaleleri okuyanlar hak ce hakikati ogrenmisti.simdi Pirlanta eserleri inceliyorlar.bekleyip girelim sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonercim Allah'ın bu konuda ne murat ettiğini bilemem. Ben insanlar arasında dünyevi bir biçimde yaşanan olayları dünyevi bir gözle yorumladım. Cemaatin sıkıntısı şu: Sorunları dünya arenasında yaşıyor ama çözümleri manevi alemde arıyor bence açmazlar burda başlıyor. Yaşanan sıkıntılara çözüm aramak yerine sıkıntılar kutsandıkça aynı şeyler tekrar yaşanacaktır. Cemaatin başarılı olduğu noktalar dünyevi emeklerin gayretlerin bir sonucuysa yaşanan sıkıntıların da dünyevi bir karşılığı olmalı. bence....sevgiler...

      Sil