Yıllardır eğitimin içinde olan biri olarak
sınavlardan ve sınavlarda ağırlıklı olarak matematik ve sayısal derslerden
dolayı içindeki sporcuyu sanatçıyı öldüren çok genç gördüm. Bizim bütün
okullarımızda fen lisesi müfredatı uygulanır. Öyle değil deseler de öyledir. Bu
müfredat aslında toplam öğrencinin % 10’una gerekliyken biz bütün öğrencilere
uyguluyoruz. 19. yüzyılın endüstriye adam kazandırmak için gerekli gördüğü derslerdir bunlar. Günümüz dünyasıyla ilgisi yoktur. Zaten kimsenin aklında kalmıyor dersler, unutulup gidiyor. Kaybolan milyonlarca saate mi yanarsın, bunu anlatamadığına mı?
Onun için öğrencilerin çoğu mutsuz.
Onun için öğrenmesi gerekmediği halde matematik öğretmeye çalıştığımız
öğrencilere milyonlarca lira milyonlarca dakika harcayarak zaman ve para israfı
yapıyoruz. Buna rağmen 12 eğitim yılı sonunda YGS’de matematik ortalaması 40
soruda 5'tir. Ne güzel!
Peki neler yapılmalı? (Pek öğütçü gördüm sizi diyenlere haklısınız diyorum...) Bu alanlarda başarılı
olan öğrencilere, mesela okulda herhangi bir spor branşında okul takımında yer
alabilmiş öğrencilere Teog, YGS gibi sınavlarda ek puan getirilmeli. Sadece
sporda değil mesela okul korosunda yer alanlara mesela okulda sergi açabilecek
düzeyde resim becerisi olan öğrencilere de… Çocukların bir kısmı okuldan sonra
fizik matematik kurslarına değil antrenmanlara, resim atölyelerine, korolara
falan koşmalı. Hiçbir işe yaradığını görmediğim YÖK, üniversitelere sporcu sanatçı
kontenjanı koymalı ki çocuklar bu kontenjanlar sayesinde spor ve sanata
yoğunlaşabilsinler. Hem bu kontenjanlar adam kandırır gibi bir veya iki değil %
30-40 gibi olmalı. Zaten ikinci üçüncü öğretim adıyla bir sürü kontenjan açıyor
ve çok düşük puanlarla çocuklar üniversiteye girebiliyor.
Ülkemizde ailelerin
birinci hedefi çocuklarını üniversiteli yapmak olduğu için çocuklarını her
türlü faaliyetten koparıyorlar. Her yıl üniversitelerde kontenjan artırılıyor
ama amaçsızca. Böyle yapın, bak bu genç ülkeden ne sporcular ne müzisyenler ne
sinemacılar çıkar. Sanatçı ve sporcuların yolunu sonuna kadar açın ne olacak ki.
Fen lisesi müfredatına boğulmaması
gerekirken boğulmuş gençler. Mutsuzluğumuzun gerginliğimizin sebebi bu. Bana
istediğini yapan birini göster ben de sana mutlu birini göstereyim. Alın size
bir de özlü söz söyledim. Fena mı oldu? Fikrimi özlü sözle taçlandırdım. Söylesen
de faydası yok ama biz gene de söyleyelim. Günü gelir lazım olur belki.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder